| Hadis No | Konu | Hadis Metni |
|---|---|---|
| #4392 | HZ. HASAN VE HÜSEYİN RADIYALLAHU ANHÜMA | Hz. Berâ radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ı gördüm, Hz. Hasan'ı omuzunda taşıyor ve de: "Allahım, ben bunu seviyorum, onu sen de sev!" diyordu." Buhari, Fezailu'l-Ashab 22; Müslim, Fezailu's-Sahabe 58, 59, (2422); Tirmizi, Menakıb, (3784). |
| #4393 | HZ. HASAN VE HÜSEYİN RADIYALLAHU ANHÜMA | Tirmizi'nin bir rivayetinde şöyle gelmiştir: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Hz. Hasan ve Hüseyin'e bakıp: "Allahım, ben bunları seviyorum, sen de sev!" buyurdu." Tirmizi, Menakıb, (3784). |
| #4394 | HZ. HASAN VE HÜSEYİN RADIYALLAHU ANHÜMA | Ukbe İbnu'l-Haris radıyallahu anh anlatıyor: "Hz. Ebu Bekr radıyallahu anh (bir gün) ikindi namazını kıldı, sonra beraberinde Hz. Ali radıyallahu anh olduğu halde yürümeye başladı. Yolda Hz. Hasan'ı çocuklarla oynuyor gördü. Omuzuna alıp: "Babam feda olsun! ali'ye değil, Resûlullah'a benziyor!" buyurdu. Hz. Ali de gülüyordu." Buhari, Fezailu'l-Ashab 22. |
| #4395 | HZ. HASAN VE HÜSEYİN RADIYALLAHU ANHÜMA | Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a "ehl-i Beyti'nden hangisini en çok seviyorsun?" diye sorulmuştu. "Hasan ve Hüseyin!" diye cevap verdi. Hz. Fatıma radıyallahu anha'ya: "Benim oğullarımı bana çağır!" emreder, onları getirip koklar, kucaklardı." Tirmizi, Menakıb, (3774). |
| #4396 | HZ. HASAN VE HÜSEYİN RADIYALLAHU ANHÜMA | Ya'lâ İbnu Mürre anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Hüseyin bendendir, ben de Hüseyin'denim. Allah Hüseyin'i seveni sever. Hüseyin "esbat" tan biridir." Tirmizi, Menakıb, (3777); İbnu Mace, Mukaddime, (144). |
| #4397 | HZ. HASAN VE HÜSEYİN RADIYALLAHU ANHÜMA | Ebu Sa'id radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Hasan ve Hüseyin, cennet ehlinin iki gencidir." Tirmizi, Menakıb, (3778). |
| #4398 | HZ. HASAN VE HÜSEYİN RADIYALLAHU ANHÜMA | Abdullah İbnu Şeddad, babası radıyallahu anh'tan naklediyor: Der ki: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm iki akşam namazının (yani akşam ve yatsının) birinde yanımıza geldi. Hasan veya Hüseyin'den birini taşıyordu. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm öne geçip çocuğu yere bıraktı. Sonra tekbir getirip namaza durdu. Sonra namaz sırasında uzunca bir secde yaptı." Babam devamla dedi ki: "(Secde çok uzadığı için) başımı kaldırıp baktım. Bir de ne göreyim! Secdede olan Resûlullah'ın sırtına çocuk binmiş duruyor. Ben hemen secdeme döndüm. Namaz bitince, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a cemaatten: "Ey Allah'ın Resûlü! Namaz sırasında öyle uzun bir secde yaptınız ki, bir hadise meydana geldi zannettik veya sana vahiy indi zannettik!" diye soranlar oldu. "Hayır!" dedi, "bunlardan hiçbiri olmadı. Velakin, oğlum sırtıma bindi. Ben, acele edip hevesi geçmeden sırtımdan indirmeyi uygun bulmadım (kendisi ininceye kadar bekledim)." Nesai, İftitah 83, (2, 229, 230). |
| #4399 | HZ. HASAN VE HÜSEYİN RADIYALLAHU ANHÜMA | Ensar'dan bir kadın Selma radıyallahu anha anlatıyor: "Ümmü Seleme'nin yanına girdim, ağlıyordu. "Niye ağlıyorsun!" diye sordum. Bana şu cevabı verdi: "Şimdi Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ı rüyamda gördüm. Başında ve sakallarında toprak vardı. "Neyiniz var, Ey Allah'ın Resûlü?" dedim, "Az önce Hüseyin'in öldürüldüğüne şahid oldum" buyurdu." Tirmizi, Menakıb, (3774). |
| #4400 | HZ. HASAN VE HÜSEYİN RADIYALLAHU ANHÜMA | Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Ubeydullah İbnu Ziyad'a Hz. Hüseyin radıyallahu anh'ın başı getirildi. Elindeki çubuğun ucuyla burnuna dürtüyor ve: "Bu kadar güzelini de hiç görmedim!" diyordu. Ben de: "O, (Âl-i Beyt arasında) Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a en çok benzeyeni idi" dedim." Buhari, Fezailu'l-Ashab 22; Tirmizi, Menakıb, (3780). |
| #4401 | HZ. HASAN VE HÜSEYİN RADIYALLAHU ANHÜMA | Ammar İbnu Umayr rahimehullah anlatıyor: "Ubeydullah İbnu Ziyad ve arkadaşlarının kellesi geldikçe Küfe'nin Rahâbe mahallesinin mescidinde üst üste dizildi. (Seyirci kalabalığa) ben de yaklaştım. "Geldi! Geldi!" diyorlardı. (Ne idi bu gelen? Merak edip daha da yaklaştım). Meğerse bir yılanmış. (Nerden geldiyse) gelmiş, kelleler arasına girip (kayboluyor, tekrar) çıkıyordu. Derken Ubeydullah İbnu Ziyad'ın burun deliğine girdi ve orada bir müddet kaldı. Sonra çıkıp gitti ve kayboldu. Biraz sonra kalabalık tekrar bağırmaya başladı: "Yine geldi! Yine geldi!" Bu hal iki veya üç kere tekerrür etti." Tirmizi, Menakıb, (3782). |
Tespit ettiğiniz hataları lütfen bildiriniz. Allah'ın Selamı üzerinize olsun.
Mail: hakan6n@gmail.com