🏠︎

KUR'ÂN-I KERİM TEFSİRİ

ELMALI'LI M. HAMDİ YAZIR

Hamd, yalnızca Allah'adır. Salât ve Selâm, Peygamberimiz Hz. Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in üzerine olsun.

Eserin Müellifi M.Hamdi Yazır 'dan,
Eseri Derleyen Şevket Mücahid 'den,
Emek ve çalışmaları için Allah Razı Olsun. Allah'ın Selam Rahmet ve Bereketi üzerlerine olsun.

 
ELMALILI MUHAMMED HAMDİ YAZIR: HAYATI, ESERLERİ VE KİŞİLİĞİ

    1878 yılında Antalya’nın Elmalı ilçesinde dünyaya gelen Muhammed Hamdi Yazır, köklü bir ilmiye ailesinin mensubudur. Babası Hoca Numan Efendi, Burdur’un Gölhisar kazasından Elmalı’ya göç ederek eğitimini burada tamamlamış ve Şeriye Mahkemesi’nde başkâtiplik yapmıştır. Annesi ise Elmalı ulemasından Mehmed Efendi’nin kızı Fatma Hanım’dır. Dedeleri arasında da birçok din âlimi bulunmaktaydı.

    İlk eğitimini Elmalı’da alan Hamdi Efendi, hafızlığını tamamladıktan sonra Arapça ve İslami ilimlerde temel bilgileri edinmiş, ardından 1895’te İstanbul’a giderek medrese öğrenimine devam etmiştir. Küçük Ayasofya Medresesi’nde ikamet etmiş, Bayezid Camii’nde Mahmud Hamdi Efendi’nin derslerine katılmıştır. Hocasıyla aynı adı taşıdığı için kendisine “Küçük Hamdi Efendi” denmiştir.

    İstanbul’daki çeşitli hocalardan dersler alarak icazet sahibi olmuş, 1905’te ruûs imtihanını kazanarak kadılık yetkisi elde etmiştir. Hem medrese hem de mektep eğitimiyle donanmış olan Yazır, Bayezid Camii’nde dersler vermiş, farklı okullarda fıkıh, mantık ve vakıf hukuku dersleri okutmuştur. Hat sanatına ilgi duymuş, dönemin ünlü hattatlarından icazet almıştır. Ayrıca kendi gayretiyle Fransızca öğrenmiştir.
    1908’de Meclis-i Mebusan’a Antalya mebusu olarak girmiş, II. Abdülhamid’in tahttan indirilmesi sürecinde fetva yazan isimlerden biri olmuştur. Ancak ilerleyen yıllarda bu olay için “Hayatımda yaptığım en büyük hata Sultan Hamid’in hal’ine karışmamdır” diyerek pişmanlığını dile getirmiştir.
Siyasi hayatında İttihat ve Terakki’den uzaklaşarak farklı çevrelere yönelmiş, çeşitli devlet görevlerinde bulunmuştur. Evkaf Nazırlığı, Ayân üyeliği ve Dârü’l-Hikmeti’l-İslâmiye reisliği gibi önemli görevler üstlenmiştir. Cumhuriyet döneminde ise daha çok ilmi çalışmalarına yoğunlaşmış, özellikle Kur’an tefsiri üzerine yaptığı çalışmayla tanınmıştır.
    On iki yıl süren tefsir çalışmasını tamamladıktan sonra, 27 Mayıs 1942’de vefat etmiş ve İstanbul Sahrayıcedid Mezarlığı’na defnedilmiştir. Kabir taşında kardeşi tarafından yazılan ifadeler, onun Türk ilim dünyasındaki büyük yerini göstermektedir.


Allah Rahmet Eylesin.