"Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Sadakanın en hayırlısı zenginlik halinde verilendir. Nafakasını vermek zorunda olduklarından başla.''
Buhari, Zekât 18; Nafakat 2; Ebu Dâvud, Zekât 39, (1676); Nesâi, Zekât, 53, (5,62).
Yine Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir gün sadaka (nafaka) vermeyi emretmişti. Bir adam:
"Ey Allah'ın Resülü, dedi yanımda bir dinarım var!''
"Onu kendine tasadduk et (kendi nafakan için harca)!'' buyurdu. Adam:
"Yanımda bir dinar daha var(sa)?'' dedi. Aleyhissalatu vesselam:
"Onu da çocuklarına tasadduk et" buyurdular. Adam tekrar:
"Bir başka dinarım daha var(sa)?'' deyince:
"Onu da zevcene tasadduk et" emrettiler. Adam bu sefer:
"Başka bir dinarım daha var(sa)?'' dedi. Aleyhissalatu vesselam:
"Onu da hizmetçine tasadduk et!" deyince, adam tekrar atıldı:
"Bir başka dinarım daha var(sa)?'' Aleyhissalatu vesselam:
"Onun nereye verileceğini sen daha iyi bilirsin'' cevabını verdi.''
Ebu Dâvud, Zekât 45, (1691); Nesâi, Zekât 54, (5, 62).